Ana içeriğe atla

Günümüzün Nesli... ne şekilde ve nasıl olmalı?

Türkler her zaman Saygıyı, Hoşgörüyü ve bu tür kültürel ve dini adetleri bilen bir Millettir. Hele ki İslam ile kaynaştıktan sonra ki Dönemlerde daha iyi kavramış ve hayata geçirmiş bir Millettir...
Peki bu adetler ne şekilde oluşur ve koca bir Milleti ne şekilde onlara yönelik terbiye eder?
İLK olarak herşey Aile ortamında başlar. Aile temeli sağlam ise çocuğun yanlış yola sapma gibi bir durumu azalır. Ailenin sağlam bir temel olduğunu gösteren deliller ise Dini inancına sadık olup olmamasıdır. Geç saatlerde eve gelen bir baba, evde çocuğunun başında günde 5 Vakit namaz kılmayan bir Anne ve ertesi gün Pazartesine yönelik okulunu oku ve adam ol diyip gönderen veliler. Hepsi birer eğitim politikasının ve islamsız, sosyal hayat isteğinin sonucudur... Ne yazıkki öyle. Peki ne şekilde bu duruma bir son verilebilir? Öncelikle Veliler çocuklarına Namaz şuurunu vermeleri gerekir. Bir genç delikanlı NAMAZ'ı bir dindarlık olarak değil, tam aksine dini bir temel olarak algılayacak ve o ibadetin olmazsa olmaz olduğunun farkına varacak. İkinci olarak Anneden veya babadan "Okulunu oku ve Adam ol" sözlerini almayacak. Önce Ahlak dersini alacak sonra kendisini camiilerde dini temeller üzerinden eğitecek ve eğittirecek. İslam şuuru için imam hatip veya ilahiyat şart değildir. İslam şuuru haftada Cuma ile birlikte 3 kere Camiye gitmekle bir gençte oluşabilir ve ardından yavaş yavaş tüm namaz vakitlerine bunu yayıp hem eğitime hemde Cemaat ile namaz kılmaya alışabilen bir nesil oluşur. Osmanlı Dönemini bi ele alalım... O dönemde gençler ne yapiyordu? Cemaat ile Namaz kılıyorlardı, zira o onlara yaratandan gelen bir Görev idi. Günümüzde birçok genç Askere gitmeyi ister. Peki askerde ne var? Komutan emri verir er asker bunu yerine getirir. SEN komutanın emrine göz yummadan uyarsın da ALLAHIN emrini niye ayaklar altına alırsın?
Bu paylaşımı okuyan herkese, Genç veya Yaşlı, fark etmez ama herkese tek bir mesajım var. Dini temelleri toplumsal açıdan Milletin içinde herkes lütfen bilsin ve bilmekle kalmayıp uygulasın!
Allah'a emanet olun Vesselam...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Osmanlı'da Ramazan nasıl olurdu?

Osmanlı dönemin'de ki Ramazan ayı yaşımını anlayabilmek için, öncelikle toplumsal durumu analiz etmemiz gerekir.  Peki Osmanlı'da ki toplum ne tür bir toplum idi? Osmanlı da halk arasında hoşgörü, saygı, ahlak, güzel davranışlar en üst boyuttaydı. Bu sebep ile örnek bir toplum yapısına sahip bir Devletti. Bu saygı çerçevesi içerisinde kurulmuş olan toplumsal durum nereden geliyor diye soranlarınız olmuştur. Bunun cevabı Türk adeti ve kültürü ile birlikte İslamın verdiği güzelliklere dayaniyor. Yani İslam adeta toplumda insanları birbirine bağlayan, saygı ve sevgiyi öğretip, daim eden bir alet halini almıştı. İslam zaten Rabbimizden bize gelen bir yaşam tarzıydı. Buna uyan bir toplum, ne güzel.bir tomplumdur... Osmanlı Halkının Ramazan ile kavuşması... Bu ahlaki boyutu da düzeyi de güçlü olan Osmanlı halkı Ramazanda nasıl  bir yaşam sürüyordu? İlk olarak toplum arasında olan güzellikler devam ediyordu ve diğer tarafta ise Ramazanı- Şerifin gelişi ile birlikte tüm gelenekler başl

Kudüs

Kudüs şehri ilk olarak Ofil Tepesinin Silvan Köyüne bakan kısmında kuruldu, tepede bir su pınarı vardı ve insanlar su ihtiyaçlarını oradan karşılıyorlardı. Daha sonra bu tepeden Bizita Dağına ve Moriya tümseğine yerleştiler. Kudüs tarihteki en eski şehirlerdendir. Tarihçiler Kudüs’ün inşa ediliş tarihi için kesin bir şey söylememektedirler. Mescid-i Haram’dan 40 yıl sonra kurulmuştur. Tarihi kaynaklara göre Kudüs şehri kurulduğunda çölden ibaretti, ne vadi ne de dağlara rastlanıyordu. Milattan 3000 yıl önce, Şehre ilk hicreti Arap Kenâniler yaptı. Bu göçler Arap yarımadasının kuzeyine gerçekleşmiştir. Daha sonra Ürdün nehrinin batısına yerleşmişlerdir. Kudüs şehri göçler sonucunda genişledi ve Akdeniz’e kadar uzandı. Bölgenin adını Kenan yeri (Nehirden Denize kadar olan bölgede) koydular. Kenan bölgesin de Kenâniler bir şehir kurup adını Urşelim koydular, şehir merkezi haline getirdiler, vatan ve toprak sahibi oldular, bundan dolayı şehrin adı Yebus oldu. Bu bölgeye saldırılarda b

Kadinlar Günü Gercegi

8 Mart "Kadinlar Günü" 1910 yilinda ABD'de bir Fabrika da Kadinlarin daha rahat is imkanlari isteme arzularindan sonra, ilginc bir sekilde Fabrikanin yangina ugradigi ve yüzlerce kadinin hayatini kaybetmesi sonucu olusmustur... SIZCE BURADA NEYI KUTLUYORUZ? KADINLARIN HÜRRIYETINI MI YOKSA ONLARA KARSI YAPILAN KATLIAMI MI?? Bayanlarimizin TEK bir günü olmaz! Bize hergün Kadinlar günüdür, Sevgiyi, Saygiyi ve Hürriyeti yilda 1 degil 365 gün HAK ederler.