Ana içeriğe atla

Osmanlı'da Ramazan nasıl olurdu?

Osmanlı dönemin'de ki Ramazan ayı yaşımını anlayabilmek için, öncelikle toplumsal durumu analiz etmemiz gerekir. 

Peki Osmanlı'da ki toplum ne tür bir toplum idi?

Osmanlı da halk arasında hoşgörü, saygı, ahlak, güzel davranışlar en üst boyuttaydı. Bu sebep ile örnek bir toplum yapısına sahip bir Devletti. Bu saygı çerçevesi içerisinde kurulmuş olan toplumsal durum nereden geliyor diye soranlarınız olmuştur. Bunun cevabı Türk adeti ve kültürü ile birlikte İslamın verdiği güzelliklere dayaniyor. Yani İslam adeta toplumda insanları birbirine bağlayan, saygı ve sevgiyi öğretip, daim eden bir alet halini almıştı. İslam zaten Rabbimizden bize gelen bir yaşam tarzıydı. Buna uyan bir toplum, ne güzel.bir tomplumdur...

Osmanlı Halkının Ramazan ile kavuşması...

Bu ahlaki boyutu da düzeyi de güçlü olan Osmanlı halkı Ramazanda nasıl bir yaşam sürüyordu?

İlk olarak toplum arasında olan güzellikler devam ediyordu ve diğer tarafta ise Ramazanı- Şerifin gelişi ile birlikte tüm gelenekler başliyordu.

CERRE ÇIKMAK

Osmanlı da tatiller 3 aylar da olurdu. Bu zaman içerisinde Medreselerden seçilmiş talebeler ise kendi ilim seviyelerini de içerisine katarak halkı dini konularda daha fazla aydınlatmak için Devletin farklı bölgelerine hicret ederlerdi. Bu olay'a "Cerre Çıkmak" denilirdi. "Cerr" kelimesi kendine çekmek veya cezbektmek manalarına gelirdi.

ZENGİNLER FAKİRLERİN BORÇLARINI ÖDERLERDİ

Zengin kişiler bir bakkal'a gidip borç defterinde herhangi bir sayfayı açıp, kime nasip çıktıysa onun borcunu öderdi. Bu şekilde kimin kime ne ödediği belli olmazdı. Fakirin yüzü güler, Zenginin Amel defterine ise bu güzel faaliyet (Allahın da izniyle) işlenirdi.

OSMANLI'DA İFTAR

Osmanlı da iftar yemeği 2 aşamadan oluşurdu. 1. olarak "İftariye" denilen ilk bölüm. 2. olarak ise yemeklerin yendiği ikinci bölüm. İftariye, açlık ile birlikte yemeğe atlamayı önlemek için önden gelen  bir çerez sofrasıydı. Ardından Akşam namazına durulurdu ve isteyen Namazdan sonra tekrardan sofraya otururdu.

Bunlar gibi birçok Adetin olduğu şanlı bir Devlet idi... Rabbim hepimizi Atalarımıza layik eylesin.

Bir sonra ki bilgilendirmemiz inşALLAH Ramazan Bayramı hakkında olacak. Abone olmayı unutmayınız.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kudüs

Kudüs şehri ilk olarak Ofil Tepesinin Silvan Köyüne bakan kısmında kuruldu, tepede bir su pınarı vardı ve insanlar su ihtiyaçlarını oradan karşılıyorlardı. Daha sonra bu tepeden Bizita Dağına ve Moriya tümseğine yerleştiler. Kudüs tarihteki en eski şehirlerdendir. Tarihçiler Kudüs’ün inşa ediliş tarihi için kesin bir şey söylememektedirler. Mescid-i Haram’dan 40 yıl sonra kurulmuştur. Tarihi kaynaklara göre Kudüs şehri kurulduğunda çölden ibaretti, ne vadi ne de dağlara rastlanıyordu. Milattan 3000 yıl önce, Şehre ilk hicreti Arap Kenâniler yaptı. Bu göçler Arap yarımadasının kuzeyine gerçekleşmiştir. Daha sonra Ürdün nehrinin batısına yerleşmişlerdir. Kudüs şehri göçler sonucunda genişledi ve Akdeniz’e kadar uzandı. Bölgenin adını Kenan yeri (Nehirden Denize kadar olan bölgede) koydular. Kenan bölgesin de Kenâniler bir şehir kurup adını Urşelim koydular, şehir merkezi haline getirdiler, vatan ve toprak sahibi oldular, bundan dolayı şehrin adı Yebus oldu. Bu bölgeye saldırılarda b

Kadinlar Günü Gercegi

8 Mart "Kadinlar Günü" 1910 yilinda ABD'de bir Fabrika da Kadinlarin daha rahat is imkanlari isteme arzularindan sonra, ilginc bir sekilde Fabrikanin yangina ugradigi ve yüzlerce kadinin hayatini kaybetmesi sonucu olusmustur... SIZCE BURADA NEYI KUTLUYORUZ? KADINLARIN HÜRRIYETINI MI YOKSA ONLARA KARSI YAPILAN KATLIAMI MI?? Bayanlarimizin TEK bir günü olmaz! Bize hergün Kadinlar günüdür, Sevgiyi, Saygiyi ve Hürriyeti yilda 1 degil 365 gün HAK ederler.