GÜNDEM

Osmanlı'da Ramazan nasıl olurdu?

Osmanlı dönemin'de ki Ramazan ayı yaşımını anlayabilmek için, öncelikle toplumsal durumu analiz etmemiz gerekir. Peki Osmanlı'da ki toplum ne tür bir toplum idi?Osmanlı da halk arasında hoşgörü, saygı, ahlak, güzel davranışlar en üst boyuttaydı. Bu sebep ile örnek bir toplum yapısına sahip bir Devletti. Bu saygı çerçevesi içerisinde kurulmuş olan toplumsal durum nereden geliyor diye soranlarınız olmuştur. Bunun cevabı Türk adeti ve kültürü ile birlikte İslamın verdiği güzelliklere dayaniyor. Yani İslam adeta toplumda insanları birbirine bağlayan, saygı ve sevgiyi öğretip, daim eden bir alet halini almıştı. İslam zaten Rabbimizden bize gelen bir yaşam tarzıydı. Buna uyan bir toplum, ne güzel.bir tomplumdur...Osmanlı Halkının Ramazan ile kavuşması...Bu ahlaki boyutu da düzeyi de güçlü olan Osmanlı halkı Ramazanda nasıl bir yaşam sürüyordu?İlk olarak toplum arasında olan güzellikler devam ediyordu ve diğer tarafta ise Ramazanı- Şerifin gelişi ile birlikte tüm gelenekler başliyord…

Osman Gazi



Babası Ertuğrul Gazi, annesi Halime (Haime) Hatun, dedesi Süleyman Şah, büyükannesi Hayme Hatun'dur.
Osman Gazi uzun boylu, yuvarlak yüzlü, esmer tenli, ela gözlü ve kalın kaşlıydı. Omuzları arası oldukça geniş, vücudunun belden yukarı kısmı aşağı kısmına oranla daha uzundu.

Osman Gazi


Başına kırmızı çuhadan yapılmış Çağatay tarzında Horasan tacı giyerdi. İç ve dış elbiseleri geniş yenliydi.
Osman Gazi değerli bir devlet adamıydı. Dürüst, tedbirli, cesur, cömert ve adaletliydi. Fakirlere yedirip, giydirmeyi çok severdi.
Üzerindeki elbiseye kim biraz dikkatlice baksa, hemen çıkartıp ona hediye ederdi. Her ikindi vakti kendi evinde kim varsa onlara ziyafet verirdi.
Osman Gazi, 1281 yılında Söğüt'te Kayı Boyu'nun yönetimine geçtiğinde henüz 23 yaşındaydı. Ata binmekte, kılıç kullanmakta ve savaşmakta çok ustaydı.
1281 yılında 23 yaşında Ahi'lerden Şeyh Edebali'nin kızı Malhun Hatunla evlendi ve bu evlilikten ilerde Osmanlı Devleti'nin başına geçecek olan oğlu Orhan Gazi doğdu.
Osman Gazi, Ahi Şeyhlerinden Edebali'nin görüşlerine değer verir ve ona saygı duyardı. Sık sık Şeyh Edebali'nin Eskişehir Sultanönü'ndeki Dergahına gider ve misafir kalırdı.
Osman Gazi bir gece Şeyh Edebali'nin dergahında misafirken, bir Rüya gördü. Sabah olunca hemen Şeyh Edebali'ye koşup, ona şöyle dedi:
"Şeyhim, rüyama girdiniz. Göğsünüzden bir Ay çıktı. Yükseldi, yükseldi, sonra benim koynuma girdi. Göbeğimden bir Ağaç büyümeye başladı. Büyüdü, yeşillendi. Dal, budak saldı. Dallarının gölgesi bütün dünyayı tuttu. Rüyam ne manaya gelir
Şeyh, bir süre sustuktan sonra ona şöyle dedi:
"Müjdeler olsun ey Osman! Hak Teala, sana ve senin evladına saltanat verdi. Bütün dünya, evladının himayesinde olacak, kızımda sana eş olacak."
Bu olaydan sonra Şeyh, kızı Bala Hatun'u Osman Bey'e verdi. Bu evlilikten de Alaeddin doğdu.
Anadolu'da kurulup, 600 yıllık bir tarih diliminde ve üç kıtada hüküm süren Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazi, 1326'da Bursa'da Nikris hastalığından öldü.
Vefat ettiğinde geriye bıraktığı mal varlığı şunlardı: Bir at zırhı, bir çift çizme, birkaç tane sancak, bir kılıç, bir mızrak, bir tirkeş, birkaç at, üç sürü koyun, tuzluk ve kaşıklık.
Osman Gazi'nin Erkek çocukları: Pazarlı Bey, Çoban Bey, Hamid Bey, Orhan Bey, Alaeddin Ali Bey, Melik Bey, Savcı Bey
Osman Gazi'nin Kız çocukları: Fatma Hatun
Osman Gazi'nin Vasiyeti
Önce dedi ki: Oğul! Ben öldüğüm vakit beni Bursa'da şu Gümüşlü Kubbe'nin altına koy. Bir kimse sana Tanrı'nın buyurmadığı sözü söylese sen onu kabul etme. Eğer bilmezsen Tanrı ilmini bilene sor. Bir de sana itaat edenleri hoş tut. Bir de nökerlerine daima ihsan et ki senin ihsanın onun halinin tuzağıdır.

Yorumlar